
Herkesin içinde bir “BEN” var…
Kimi çıplak farklı…
Kimi ürkek saklı…
Ama ikisi de kendince haklı..!
Ne acıdır ki; içteki “BEN”
Dışa vurulamamakta kararlı..!
Kimileri hayat boyu parçalar kendini
Anlatabilmek için,
Kimileri de çabalar kendini
Saklamak için…
Sonuçta sebep her ne olursa olsun;
İçteki “BEN” içte kalır.
Hem de yapayalnız ve öksüz...
Ve bu diyardan anlaşılamadan,
Öbür diyara usulca bir göç başlar;
Sadece Yaradan’ın anlayabileceği…
Ben de içimdeki “MELEĞİ”
Çığlık çığlığa dışına anlatmış,
Fakat anlaşılamamışlardanım…
Ne en uzağımdakilere,
Ne de en yakınım görünenlere…
Bağır-çağır haykırdım anlatamadım!
Duyuramadım niyetimin feryadını…
Çünkü ya o yüreklerin kulakları sağır olmuş,
Ya da dilleri sus-pus kalmış…
Dünya öyle bir hal almış ki;
Ne haykıranı duymuşlar,
Ne de susanın neden sustuğunu anlamışlar.
İçteki “BEN” ya kimilerine anlatılamamış,
Ya da kimilerince anlaşılamamış…
Belki de kimseye anlatamışsınızdır
İçinizdeki “BEN”inizi,
En iyi Yaradan bilmiştir niyetinizi.
Kiminiz bu huzurla gidersiniz,
Kiminiz de bu azapla..!
Ama bunu sadece içinizdeki”BEN”
Ve “ALLAH” duymakta!!!
Hem kendimi anlatmaya çalıştım,
Hem de karşımdakini anlamaya.
Kendi içimdekileri anlatamadım,
Ama dışımdakileri hep anladım…
Ama anlamak dindirirmi ?
Anlaşılamamanın ızdırabını...!
Kırkbeş yıllık yaşamım boyunca;
Önce hayırlı bir evlat,
Ardı sıra vefalı bir dost,
Sonra mükemmel bir eş
Ve fedakar bir anne,
Sözün özü iyi bir insan;
Olmaktan başka bir gayem yoktu…
Görevimi layıkıyla da yaptım;
Hala da yapmaya devam etmekteyim...
Ne acıdır ki; anlatamadım içteki “BEN”i,
İçi dışı bir olmama rağmen…
Tohum ne kadar verimli olursa olsun,
Toprak çoraksa eğer;
Değeri bilinmiyormuş anladım,
Kullar tarafından meğer..
RABBİM BİLSİN YETER…
-MELEKÇE-
